14 Temmuz 2019 Pazar




“GERGEDAN”laşmalı mı “GERGEDAN”laşmamalı mı ?

Raşit Gökçeli, (x)

Temmuz 2019






İonesco’nun metaforu Nazizm’in barbarlığı karşısında sinip kendi kabuğuna çekilmeyi yeğleyen insanların giderek toplum içerisinde çoğalarak ortalama prototip bireye dönüşmelerini anlatır.

Camus ise toplumun üstüne çöken belanın, öylesine, aniden, bir günden ötekine geçerken yerleşik bir hal aldığını, bir kere zuhur ettikten sonra nasıl ve ne şekilde yok olacağının tamamen belirsiz olduğunu söyler.

Günümüzde ise insanın yakın geleceğini köklü bir biçimde değiştirecek teknolojik devrimler birlikte ve bir arada zuhur ettiler.
Sayısal teknoloji, yapay zeka, finans alanında blockchain (zincirblokları) teknolojisi , genetik, nanoteknoloji yaşamımızı tamamen değiştirmekte.

Artık birey olarak bu değişimin bir parçasıyız.

Yeni bir dünya, an be an, mütemadiyen değişen bir dünya.

Yaşantımıza ait her anın, her ögenin bir veri tabanına dönüştüğü bir dünya.

Bu dünyaya adım attık ancak hazırlıklı mıyız ?

Yeni dünyanın içinde insan onuruna uygun bir yerimiz toplumsal mevkiimiz, statümüz olabilecek mi ?

Kendi geleceğimizi toplumun hür bir bireyi olarak tayin etme olanağımız mevcut mu ?

Önümüzde iki seçenek var.

Ya egemen finans dünyasının belirlediği standartlaşmış kulvarlarda önceden tayin edilmiş alanlarda at koşturmak, giderek yeknesak bir yaşantı sürerek ömür tüketmek, büyük veri girdaplarını oluşturan veri kalabalığı içerisinde minik bir trend eğrisi çizen marjinal ve fakat prototip bir yaşantı sürmek.

Dördüncü sanayi devriminin bize sunduğu ilk alternatif prototip bir birey olarak gergedanlaşmak.

Toplumda sıra kölesi olarak yaşantı sürmek. Sıra kölesi olduğunu bilmeden.

Yazgısına şükrederek.

Alternatif ise zorlu bir yol ayrımını gerekli kılmakta bir başına da olsa tek kalsa da birey kendi yazgısını kendisi ele alabilir.

Zorlu bir yol, iyi bir donanım, eğitim, eğitimden öte sorunların derinliğine inmeyi olanaklı kılan teknolojik bilgi donanımı, ve her şeyden önce başka bir dünyanın mümkün olabileceğine dair bir vizyona sahip olmayı gerektiren bir yol.

Sanat elbette çıkış yollarından biri.

Felsefenin ipine sarılmak ise zorunlu.

 

Gergedanlaşmamak için zorlanan sanatçı


Günümüzde insanın ya da sanatçının zorlanmasından daha vahim bir olgu mevcut. Bu da insanın “insan” olarak artık boşlukta kalmasıdır.

Toplumsal işbölümü ile ilgili var bildiğimiz tüm paradigmaların yıkılmakta olduğu bir dönemi yaşamaktayız.

İnsan emeğinin bugünkü küreselleşmiş dünyanın sosyal formasyonu tarafından  tanımlanmış biçimi, antik çağlardan bu yana süregiden “çalışma” kavramı ile bağlantılarını koparmakta.

Sosyal bir varlık olan insan, artık çalışmasının ve emeğinin bugünkü düzende “gereksinim” duyulmayan ya da “pazar değeri” bulunmayan bir unsura dönüştüğünü görmektedir.

Çağlar boyunca “kıyamet” söylencesinin  etrafında dolanmış olan insan ve sanatçı, kıyametten önce “devreden çıkmanın” şokunu yaşamaktadır. Yani “kıyamet” gerçekleşmeden önce insanın tözsel anlamda bir “yokoluşu” devreye girmektedir. İnsanın “muallakta” olduğu bu ortamda “sanat”ın akıbeti  ne olacaktır ?

Sanırım bu günkü sanatçıyı “zorlayan” ahval budur ve bunun cevabı “gergedanlaşarak” değil insanı yeniden değerli kılabilecek “yeni bir klasisizme dönüşte” aranmalıdır.









(x) Y.Bölge Plancısı (ODTÜ), Mimar (İTÜ)

8 Haziran 2019 Cumartesi

Gölgemiz aynaya düşmez bizim ne varsa sanal imgede var - Yitirilen Öteki




Gölgemiz aynaya düşmez bizim
ne varsa sanal imgede var

Yitirilen Öteki
Raşit Gökçeli, Y.Bölge Plancısı (ODTÜ), Mimar (İTÜ)
2019


4. sanayi devrimi hayatın her alanında değişimlere yol açmakta. 

Google, Facebook, Gmail, Amazon ve benzeri uygulamalar istisnasız nerede ise herkesin dünyasına girdi.

Küreselleşen dünyanın teknoloji devleri sadece yaşantımızın değil aynı zamanda kişiliğimizin de bir parçası haline dönüştüler.

Büyük birader artık bizi dışarıdan değil içimizden şekillendiriyor.

Bilgisayarımızda, akıllı telefonumuzda kullandığımız yapay zeka ile donatılmış programlar zaman içerisinde bizi kendimizden daha iyi tanır hale gelmekte.

Akıllı telefonumuz arkadaşımızı, beğenilerimizi, yaşam tarzımızı bizden iyi belledi.

4. sanayi devriminin “Büyük Biraderi” bizlere sosyal kredi puanı veriyor.

İyi ve makbul vatandaş olmamızın parametreleri teknolojinin olanakları ile belirleniyor.

Artık hepimiz düzenin sosyal Frankestein’ları olduk.

“Gregor Samsa” ya dönüşmemiz bile olanaksız.

Hepimiz formatlaşmış yarı siborglar dünyasına adımımızı attık.

“İmtiyazsız sınıfsız” düzen siborgları olarak yeni düzenin toplumsal kadrolarındaki yerimizi tayin edilmiş hiyerarşik düzen içerisinde algoritmaların işaret ettiği şekilde bulduk bile.

“Ben” in antitezi öteki yitirildi.

Artık sadece algoritmanın belirlediği ben var.

Aynaya bile bakmamız gereksiz.

Görecek aykırı bir şey kalmadı ki.

Ötekisiz benimiz kutlu olsun !

15 Nisan 2019 Pazartesi

Raşit Gökçeli - CV






Raşit Gökçeli
Y. Bölge Plancısı (ODTÜ), Mimar (İTÜ)
Tel : 0.532. 232 55 74






ÖZGEÇMİŞ




Adı soyadı :      Raşit Gökçeli

Doğum Yılı :      1944

Eğitim :

Lise :                Saint Benoit Lisesi (İstanbul)

Lisans :                        İstanbul Teknik Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Mimarlık bölümü, 1967. (Mimar)

Yüksek Lisans: Ortadoğu Teknik üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, 1971.
(Yüksek Bölge Plancısı). (MRP)


Mesleki Faaliyet :

1964-1967 :       Mimari Bürolarda staj ve desinatörlük.

1968-1970 :       Çeşitli saha araştırmalarında araştırmacılık ve anketörlük.

1970-1971 :       ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde Öğrenci asistanlık.

1971-1980 :       ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde Asistanlık ve Öğretim Görevliliği.

1981-1982 :       Cem Yayınları Arkadaş Çocuk Dizisi Yönetici Yardımcılığı.

1982 :               Prof.Dr. Mübeccel Kıray tarafından yönetilen Ereğli Araştırmasında saha araştırmacılığı.

1982-1998 :       Toros Yayınları Yöneticiliği

2000 :               Emekli.

2002- 2004:       Telos Yayıncılık ve Bartok Yayınları bünyelerinde editörlük ve redaksiyon görevleri.


Yönetsel Görevler :

1967-2007:                    TMMOB Mimarlar Odası, Yönetim Kurulu üyeliği, Sekreter Yardımcılığı, Saymanlık, Dış İlişkiler Komitesi Üyeliği, Mimarlar Odası İstanbul Şube Sekreterliği, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Bilgisayar Mesleki Bilimsel Çalışma Komitesi Başkanlığı, Mimarlar Odası Denetçiliği. (Çeşitli dönemlerde ve 2004-2006 döneminde). PEN Yazarlar Derneği Denetleme Kurulu üyesi (2007-2009 dönemi). 


Yayınsal Faaliyet :

                                    Eğitim Ekonomisi ve Planlamasına Referans Olarak İnsangücü Çalışmaları Tahminlerine Uygun 1980 Yılında Türkiye’de Optimum Üniversite Dağılımını saptamak için bir Yaklaşım denemesi. 1971, (uzmanlık tezi).

                                    1973-1975 Seçimleri, Seçim coğrafyası Üzerine bir Deneme. 1975. Milliyet Yayınları. (İlhan Tekeli ile birlikte).

                                    Demokratik Kitle Örgütleri Üzerine bir Örnek Olay : Mimarlar Odası, Kıyı Yayınları, 1987

                               Ülkeniz Koşullarına Uygun Konut Üretim Modeli, (GÖK İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin 30. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlemiş Olduğu Ulusal Yarışmada Derece Alan Çalışmalar) , Derleyen Murat Balamir, içinde üçüncü ödül. (Mükremin Barut ile birlikte), ODTÜ Mimarlık Fakültesi adına Yayın Kurulu, (MFYK), Publication Commmittee of METU Faculty of Architecture, ekim 1993, October 1993, # 850.

                                    Çeşitli meslek ve edebiyat dergilerinde makaleler. (Mimarlık, Ada, Yapı, Yaşama Sanatı, Varlık, Dünya Kitap, Gösteri, Öteki-siz)

Ödül :

                                   Gök İnşaatın tertiplediği, Ülkemiz Koşullarına Uygun Konut Üretim Modeli
                                     yarışmasında üçüncülük. 1992.

Dernek ve Kuruluş Üyelikleri :


                                   PEN  Kulübü (Türkiye)

                                   BESAM Meslek Birliği

   Mimarlar Odası

                                 
                                   İTÜ Vakfı

    ODTÜ Mezunları Derneği

Yabancı Diller :
                                  
Fransızca ve İngilizce. (İleri derecede). İspanyolca (orta derecede).

2 Nisan 2019 Salı

BAUHAUS ve 2. Sanayi Devrimi



BAUHAUS ve 2. Sanayi Devrimi

Raşit Gökçeli, Y. Bölge Plancısı (ODTÜ), Mimar (İTÜ)

Nisan 2019


Resmi ömrü yalnızca 14 yıl süren (1919 – 1933) BAUHAUS akımı, mimarlığın kendi çapının ötesinde dünyaca geçerli önemli izler bıraktı.

BAUHAUS, ikinci endüstriyel devrimin sağladığı kitlesel ve seri imalat teknolojileri döneminde klasik mimarlığa yeni bir soluk getirmiştir.

BAUHAUS’un isim babası ve önde gelen teorisyeni Walter Gropius’tur.

Gropius, sanayi ürünlerinin toplumdaki statüsünün artması alanında faaliyet gösteren “Deutcher Werkbund” (Alman Sanayi Ürünleri Birliği)’ nin üyesi idi. Bu birlik sanatçı, zanaatçı ve sanayicileri barındırmakta ve sanayi ürünlerine toplum içerisinde yüksek bir statü sağlamayı amaçlamakta idi.

Gropius zamanın en iddialı sanayi yapılarını daha 1910 senelerinde tasarlamakta idi.
Cam ve beton malzemelerini tasarladığı endüstriyel yapılarda kullanması döneme göre çığır açıcı idi.

Gropius’un ayakkabı armatürü imal eden Fagus şirketi için tasarladığı beton ve cam yapı kendinden söz ettirmişti.

Gropius’a göre Mimari form değişiklikleri ancak toplumsal değişikliklerle koşut olarak algılanmalı idi.  Gropius, “Mimarlık ve Toplum“ adlı eserinde Toplumsal sorunlar, zamanımız, dönemimiz etiğinin ana noktasıdır” tezini öne sürmüştü.

Gropius’a göre sanat ve teknik tek ve ayrılmaz bir bütün oluşturmakta idi.

Gropius etrafında dönemin en avangard kadrolarını topladı ve Dessau kentindeki BAUHAUS okulunda zamanın en yeni teknikleri en uç teknolojilerini içeren öğretim programlarını (curriculum) oluşturdu.

BAUHAUS’un yıldızı her ne kadar Almanya’da yükselen Nazizm ile  barışmadı ise de başlangıçta Nazizm ile de birarada yaşamasını becerdi.

Sovyetlerin  “Vkhoutemas” ( Moskova’daki yüksek sanat ve teknik atölyeleri) bünyesindeki öğretim programları ile BAUHAUS ilkeleri benzer nitelikler taşıyordu.

İkinci Dünya Savaşı Sonrasında ise Gropius’u artık ABD’de görüyoruz. Kariyerini “Amerikan Rüyasının” ABD’sinde üstün bir başarı ile sürdürmektedir.

BAUHAUS’un döneminin tüm siyasi rejimleri karşısındaki itibarı, mimarlık mesleğine kazandırdığı AURA, İkinci endüstriyel devrim, mimarlık ve yapılı çevre arasında kurabildiği bilinçli teorik ilişki ve bu teorik yapıyı innovatif yenilikçi pratik uygulamalarla pekiştirmesinde aramak gerekir.

Mimarlık mesleği, üçüncü endüstriyel devrimi (dijital / sayısal devrim) böylesi kapsamlı bir teorik donanım ile karşılayamadı.

Gerek sayısal devrimin gerek finans teknolojilerinin yapılı çevre üzerindeki etkisi mimarlar tarafından yeterince algılanmadı.

Üçüncü endüstriyel devrim sayısal ve finans teknolojilerindeki atılımları neticesinde gayrımenkulu ışık hızı ile menkul değer haline dönüştürdü.

2. sanayi devriminde sanayi üretimi ile koşut olarak seri üretimin bir parçası haline dönüşen gayrımenkul 3. Sanayi devriminde imal edildiği andan itibaren finans teknikleri ile ve sayısal devrimin sağladığı operasyonlar aracılığı ile piyasada üretilen diğer mallar gibi menkul bir değere dönüşme özelliğini kazandı.

Artık bu aşamada mimarlık mesleği AURA’sını finans cambazlarına terk etti.

BAUHAUS’un finans cambazı bir türevi oluşamadı.

Böylesi bir toplumsal formasyonda mimarın rolü sadece arkitektonik artifaktlar yaratmaya indirgendi. Malzeme teknolojisi, nanoteknoljideki gelişmeler bu gelişmeyi destekledi.

2. endüstriyel devrimin yapısal çevre ile toplum arasında teorik donanımlı ilişkiler kurabilen BAUHAUS’un yerini finans sisteminin arkitektonik artifaktlarını yaratan “şişman kedi” mimarlardan oluşan bir elit meslek grubu aldı.

Epilog ya da hikayenin muhtemel sonu

Artık farklı bir zamanda yaşıyoruz : 4. Endüstriyel devrim geldi çattı.

Her alanda birbiri ile ilişkili teknolojik devrimler aynı anda ve giderek ivmelenen bir artışla gündeme gelmiş bulunmakta.

Sayısal devrim, genetik devrim, finans teknolojilerindeki devrim (Blockchain teknolojileri), nanoteknolojideki atılımlar (yapı malzemelerinin niteliksel değişimlere gebe olması) , ekolojik kısıtların klasik üretim biçimleri ve giderek toplumsal formasyon üzerindeki olası etkileri Mimar, Şehirci ve yapılı çevre üreticilerinin yapılı çevreyi tamamen farklı bir şekilde algılaması gereğini  gündeme gerektirmektedir.

Tamamen farklı bir dünyaya adım atarken sentez yapabilen değişen dünyanın yeni parametrelerini bütünsel bir bakış açısı içerisinde kavrayabilen, böylesi bir donanıma sahip mimar ve plancılar mevcut mu?

Mevcut iseler yeni bir BAUHAUS, BAUHAUS’un bir yedeği var diyeceğiz.

Yoksa ?

Yoksa, istikbalimiz ;  “Ya total plancı ya sıra kölesi “.

Kaynakça:

1-Lionel Richard, “Bauhaus, l’esprit des formes”, Le Monde Diplomatique, Février 2019.

2-Raşit Gökçeli, “Bauhaus, yok mu bir yedeğin ?”, Sanat Dünyamız sayı 112, eylül – ekim 2009. YKY.

3-Raşit Gökçeli, “Meslekte Dönüşüm / Mimarlar Odası Ankara Şb Yayını, dosya no.07, mart 2008, (Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yayın Komisyonu Yuvarlak masa Toplantısı “Meslekte Dönüşüm” 10. Mart 2007. , rasitgokceli.blogspot.com   içerisinde.


2 Kasım 2018 Cuma

Bir Zamanlar Batı ile Ülkemiz Arasındaki Kültür Köprüleri Edouard Roditi ve İstanbul Avangardı




Bir Zamanlar Batı ile Ülkemiz Arasındaki Kültür Köprüleri





Edouard Roditi ve İstanbul Avangardı

Raşit Gökçeli, Yüksek Bölge Plancısı (ODTÜ), Mimar (İTÜ)
Kasım 2018

Kırmızı Kedi Yayınevi, milyonlara ulaşan Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal” kitabının yanısıra genç Türkiye Cumhuriyeti’nin muasır medeniyete ulaşma çabalarının ilginç bir bölümünü oluşturan batı medeniyeti ile bütünleşik bir zemin oluşturma yönündeki çabalarına da ışık tutan ilginç belgeler yayımlıyor.

Bunlardan bir tanesi 1950’li yıllarda ülkemiz resim sanatı ve edebiyatı ile batı arasında son derece köklü bağların oluşmasına ön ayak olan “Edouard Roditi ve İstanbul Avangardı” kitapçığıdır. (Clifford Endres, Edouard Roditi ve İstanbul Avangardı, Kırmızı Kedi Yayınevi : 995, Turuncu Kitaplar : 23, İstanbul 2018)

Kırmızı Kedi Yayınevi, Enis Batur’un yayın yönetmenliği, Volkan Atmaca’nın editörlüğünde, Selhan Savcigil-Endres’in çevirisi ile Clifford Endress ‘in Edouard (Eduar) Roditi ve İstanbul Avangardı kitapçığını yayımlayarak sanat tarihimizin 1940 ile 1970 yılları arasında batı sanat dünyası ile ilişkileri hakkında önemli bilgiler sunmakta.

Yirminci aşırın ortalarında Türk sanatı ile batı arasında çok değerli ilişkiler kuran Edouard Roditi hakkında ülkemizde pek az yayın bulunmakta.

Aklımda Selçuk Altun’un Cumhuriyet Kitap Eklerinden birinde kaleme aldığı Edoard Roditi yazısı dışında bir başka kaynak bulunmamakta.

Kitapçık, Roditi’nin, D grubu ressamları, Abidin Dino, Nurullah Berk, Zeki İzer, Elif Naci, Cemal Tollu, Zühdü Müridoğlu, yine Bedri Rahmi Eyüboğlu, ile ilişkilerini, İngiliz yazar Derek Patmore’un Roditi ile ilişkisinin  ressamlarımızın batıya açılması alanında doğurduğu sonuçlardan bahsettikten sonra, Roditi ile Şakir Eczacıbaşı’nın ilişkisini, Sabahattin Eyuboğlu ile olan işbirliğini ele alıyor.

Sabahattin Eyuboğlu 1940’lardaki meşhur tercüme bürosunu yöneten kişidir. Roditi ise batı intelligensyasında önemli bir yeri olan sürrealist akım içerisinde sözü geçen bir aydındır.

Roditi aile kökeni itibarı ile Osmanlı İmparatorluğu ile de ilişkilidir.

Roditi “Bayram Gazetesinden bir muhabire, görevim, ‘Batı dünyasına Türkiye medeniyetinin tanıtılmasını ve Türkiye’nin bu süreçte, özellikle sanat ve edebiyatta geçirdiği evrimin Batı tarafından izlenmesini sağlamak, çünkü onlar için de oldukça faydalı bir gözlem olacak” demişti. (Andak ) (kitapçık s. 32)
.
Roditi’nin Yaşar Kemal’in İnce Memed’inin batıda tanıtımasında da önemli bir rolü olmuştur.
İnce Memed’in Amerika’da Pantheon tarafından yayımlanan 1961 tarihli çevirisi Edouard Roditi imzasını taşır. Roditi bu çevirisinde Yaşar Kemal’in eşi Thilda Kemal ile işbirliği yapmıştır.

Roditi’nin yirminci yüzyıl ikinci yarısında ülkemiz sanatı ile batı dünyası arasında kurduğu köprüler, Alain Bosquet’nin düşüncesi paralelinde henüz  ‘Edouard Roditi’nin Çağdaş Türk Yazınına Etkisi’  başlıklı bir doktora tezi konu olmadı ise de, “onun Türk sanatı ve edebiyatına katkıları, tıpkı kendi eserlerindeki Türk etkisi kadar gerçek ve elle tutulur bir şekilde durmaktadır.” “Roditi’nin mirası kalıcıdır, İstanbul’un çarpıklığı ve ve hayhuyu içinde tek bir parlak saç telidir.” (s.66)

Bu satırların yazarı Edouard Roditi’yi çocuk yaşta iken tanıdı.

Bir havaalanında Edouard Roditi ile ayaküstü son görüştüğümde ise otuz dört yaşında idim. Son görüşmeden aklımda kalan insanın aklındakileri okuyabilen keskin  zekaya sahip bir kişi oldu.

Clifford Endres’in kitabı bu yazıda özellikle nakletmemeyi yeğlediğim sayısız anekdot ve değerli bilgiler içermekte. Zaten yazarları, “tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni alınmaksızın, hiçbir şekilde kopyalanamaz, elektronik veya mekanik yolla çoğaltılamaz, yayınlanamaz ve dağıtılamaz” ibaresini kitapçığın tanıtım sayfasına koymuşlar. (s.2)

Esasen kitap küçük formatta ve notlar ile kaynakçalar dahil sadece seksen beş sahifeden ibaret.

Bu kısacık kitap, bence  tavan arasında bir köşede duran bir mücevheri andırıyor.

Türk edebiyatının 1940 – 1970 arası macerasını merak edenler için paha biçilmez bir kaynak.

1940’larda Sabahattin Eyuboğlu ve tercüme bürosu ile başlayan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlanma süreci 1970 ve 1980 askeri darbeleri sonucunda darbe yedi.

Gene de Enis Batur’un yayıncılığı ile (Yapı Kredi Yayınları’ndaki çabası da gözönünde tutulursa) genç Türkiye Cumhuriyetinde Hasan Ali Yücel’lerin, Sabahattin Eyuboğlu’ların yaktığı aydınlanma meşalesinin tamamen söndüğü iddia edilemez.







19 Kasım 2017 Pazar

Sınır Tanımayan Mimarlık Arquitectura Sin Fronteras



Sınır Tanımayan Mimarlık
Arquitectura Sin Fronteras
İspanyolca aslından çeviren : Raşit Gökçeli (Y.Bölge Plancısı, ODTÜ , Mimar İTÜ )
Kasım 2017


Misión, visión y valores /
Misyon, vizyon ve değerlerimiz
Conoce el plan estratégico de Arquitectura Sin Fronteras (ASF) para el periodo 2016-2020:
2016-2020 dönemi için ASF’nin (Sınır Tanımayan Mimarlık)  stratejik planını tanıtıyoruz.
NUESTRA MISIÓN: / MİSYONUMUZ:
Trabajar en la mejora de la habitabilidad y la defensa del derecho de las personas a un hábitat digno promoviendo el desarrollo humano equitativo y sostenible.
Yerleşme bölgelerinin iyileştirilmesi;  kişilerin insani koşullara uygun eşit niteliklere sahip, sürdürülebilir, insana yakışır bir meskene sahip olabilmeleri hakkına sahip kılınmaları yönünde çalışmak.
NUESTRA VISIÓN: / VİZYONUMUZ:
Para el año 2020, ASF será una ONGD de referencia en la construcción del Derecho al Hábitat y la Ciudad tanto en España como en los países en los que trabajamos.
202 yılına kadar ASF’ye, İspanya ve çalıştığımız diğer ülkelerde, insani yerleşim ve konut konusunda referans verilen bir (ONGD-NGO) sivil toplum kuruluşu statüsü kazandırmak
  • Considerando a las comunidades como motores del cambio en sus condiciones de hábitat, promoviendo los procesos participativos a través de proyectos que surjan de sus demandas, necesidades y deseos.

  • Yerleşim birimlerini konut ve yerleşimlerin yaşantı koşullarında gelişiminin motoru olarak ele aldığımızdan, söz konusu yerleşim birimlerinin kendi ihtiyaç ve isteklerinden oluşan ve katılımcı süreçler içerisinde ortaya koydukları projeleri desteklemek
  • Realizando intervenciones que sean eficaces y sostenibles, a través del uso de tecnologías y soluciones apropiadas y apropiables adecuadas al contexto local y respetuosas con el medio ambiente.

  • Uygulalamalarımızın yerel koşullara uygun ve ilgili çevreye uyum sağlayan teknolojiler kullanılarak yapılması; Getirilen çözümlerin bölgelerin şartlarını gözönünde bulundurmaları gözetilecektir

  • Enfocando nuestros proyectos como herramientas de transformación social orientados a la mejora de las condiciones de vida, con perspectiva de género y empoderamiento de los colectivos más vulnerables.

  • Uyguladığımız projelerin sosyal değişimi hızlandırıcı niteliğe sahip olması, daha nitelikli hayat koşullarını hedeflemesi, toplum içerisindeki en ziyade yardıma muhtaç kitleleri hedeflemesi gözetilecektir.
  • Realizando acciones de sensibilización para generar conciencia social y denuncia de la vulneración de los derechos al hábitat y/o a la ciudad.

  • Çabalarımızın sosyal bir farkındalık yaratması; Yaşam çevresi ve kent haklarına ilişkin saldırılar alanında / konusunda toplumsal farkındalık yaratması gözetilecektir.
  • Tejiendo relaciones con agentes de desarrollo a nivel nacional e internacional que nos permitan trabajar en red.

  • Etkin iletişim ağları kurarak çalışmak amacı ile kalkınma konularında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlarla gerekli ilişkileri sağlamak, kurmak.
  • Estando presente en todos nuestros proyectos el intercambio y la gestión del conocimiento con las comunidades locales empoderándolas y fomentando la cooperación horizontal.

  • Tüm projelerimizde yerel yerleşimlerle bilgi alışverişinde bulunarak yatay işbirliğini güçlü bir biçimde hayata geçirmek.

  • Fomentando la transferencia de nuestro conocimiento y valores tanto en el mundo académico como en cualquier otro ámbito formativo.

  • Kendimize (ASF)’ye ait bilgi değer ve tecrübelerimizin en geniş akademik ve mesleki ortamlarda yayılmasını sağlamak.
  • Compartiendo con la sociedad los conocimientos, experiencias y proyectos realizados.

  • Bilgi tecrübe ve uygulanmış projelerimizi toplum içerisinde en geniş bir biçimde paylaşmak.




NUESTROS VALORES /DEĞERLERİMİZ
VALORES IDEOLÓGICOS / İDEOLOJİK DEĞERLERİMİZ

  • Derechos humanos: creemos que son la base de la dignidad de las personas y el marco de nuestro trabajo.

  • İnsan Hakları: İnsan haklarının, bireylerin haysiyetinin çalışmalarımızın temeli olduğuna inanmaktayız.

  • Desarrollo Sostenible y Desarrollo No Dependiente: nuestras actuaciones se enfocan bajo una perspectiva de desarrollo sostenible, buscando satisfacer las necesidades del presente sin comprometer la capacidad de las generaciones futuras de satisfacer sus propias necesidades. Dichas actuaciones no crearán una dependencia externa, ni económica ni tecnológica.

  • Sürdürülebilir ve bağımsız kalkınma : Eylemlerimiz sürdürülebilir kalkınma perspektifi içerisinde mevcut ihtiyaçları gözönünde bulunduran, gelecekteki nesillerin ihtiyaçlarını da hesaba katan özelliklere sahip olacaktır. Söz konusu eylemlerimizin ekonomik ya da teknolojik alanlarda dış bağımlılığa yol açmaması gözetilecektir.

  • Igualdad de oportunidades y equidad de género: creemos en la dignidad de todas las personas por igual, sin distinción social, religiosa o étnica, para la igualdad de oportunidades en el derecho al hábitat digno, incorporando la perspectiva de género y edad en la base del proyecto.

  • Fırsat eşitliği ve eşitlik : Bireylerin insan olarak eşitliğine haysiyetlerine, sosyal, dini ve etnik kökenleri ne olursa olsun inanıyoruz. Projelerimiz kişilerin hangi yaş grubundan olurlarsa olsunlar en genel anlamda fırsat eşitliği, düzgün bir konutta yaşama hakkına saygı gösterecektir

  • Interculturalidad: trabajamos para que nuestras intervenciones respeten siempre los valores de las culturas de los colectivos involucrados, luchando contra cada tipo de discriminación cultural.

  • Tüm Kültürleri Kapsayıcı Özellik : Çalışmalarımız kültürel  diskriminasyona karşı mücadele yürüten tüm toplulukların değerlerini göz önünde bulunduran, onlara saygı duyan nitelikte olacaktır.

  • Responsabilidad y Ética: asumimos la responsabilidad de la organización y de cada una de las personas que la integran, sobre los impactos que se derivan de nuestras actuaciones. Promovemos los valores éticos, tanto en la vida pública como privada.

  • Sorumluluk ve Etik:  Eylemlerimizden doğacak her sonuca karşı kuruluşumuzun ve kuruluşumuza ait her bir bireyin sorumluluğunu üstleniyoruz. Etik değerlerimize kamusal ve özel alanda sahip çıkıyoruz.

  • Cooperación horizontal: entre iguales basada en el intercambio de experiencias y conocimientos.

  • Yatay işbirliği:  Eşit temelde ve bilgi ve deneyimlerimiz ışığında her türlü yatay işbirliğine açığız.

  • Transformación social: labor enfocada en la búsqueda de procesos que produzcan cambios reales y que permitan mejorar la vida de los más vulnerables y de la sociedad en general.

  • Sosyal Değişim : Çalışmalarımız, gerçek toplumsal değişiklikler yaratacak ve toplum içerisindeki ihtiyaç sahibi kesimlerin hayatında iyileştirmeler getirecek alanlarda yoğunlaşacaktır.

  • Empoderamiento: nuestra labor debe estar encaminada a aumentar la autonomía y las capacidades de los individuos y colectivos sobre los recursos y las decisiones que afectan a su vida haciéndoles protagonista y participes de su propio desarrollo.

  • Güçlenme stratejimiz: Çalışmalarımız, birey ve toplulukların günlük yaşantısını etkileyen, onlara ekonomik bağımsızlık kazandıran ve kalkınmalarına yol açacak nitelikteki alanlarda / konularda yoğunlaşacaktır

  • Derechos económicos, sociales y culturales: Nuestro trabajo se enmarca en la consideración de la vivienda y el hábitat como un derecho social fundamental e interrelacionado con los derechos económicos y culturales.

  • Ekonomik, sosyal, kültürel haklar : Çalışmalarımızda, yaşam koşulları ile konut hakkının temel birer insan hakkı olduğunu ve bunların ekonomik ve kültürel haklarla içiçe geçtiklerini gözönünde bulundurmaktayız.

VALORES DE ACTUACIÓN / TEMEL DEĞERLERİMİZ
  • Democrática y horizontal: participación plena de todas las personas socias, voluntarias y contratadas.

  • Yatay demokrasi : Tüm birey topluluk, gönüllüler ve çalışanlarımızın katılımını esas almaktayız.

  • Transparencia: compromiso de rendición de cuentas hacia nuestras partes interesadas, en especial a nuestros financiadores, socio/as y contrapartes locales, como requisito para la confianza.

  • Şeffaflık: Hesaplarımızda  (AST’ye ait bütçe v.s.) tam şeffaflık; (Bağışçılar, işbirliğinde bulunduğumuz yerel ve sosyal kuruluşlara karşı). Akçasal işlerde güvene dayanan ilişkiler.

  • Independencia: desempeñamos nuestra labor con total autonomía de decisión y actuación

  • Bağımsızlık:  Eylemlerimizde tam özerklik ve kararlarımızda tam bağımsızlık.

  • Eficiencia y eficacia: buscamos alcanzar los objetivos propuestos atendiendo a la optimización de los recursos económicos, materiales y personales de los que disponemos.

  • Verimlilik ve etkinlik :  Amaçladığımız hedeflere ekonomik kaynaklarımızın optimizasyonu, personelimizin ve elimizdeki malzemenin en uygun şekilde kullanılması ile ulaşmayı amaçlamaktayız.

  • Participación: tenemos una actitud de escucha y entendemos el valor derivado de las contribuciones y aportaciones de nuestras partes interesadas, por lo que promovemos su participación en nuestros procesos.

  • Katılım: Çalışmalarımızda,  karşımızdakileri dinleme, onların önem atfettikleri hususları gözönünde bulundurma, ve sonra kendi katkımızı koyma yöntemini benimsemekteyiz. Böylelikle muhatap olduğumuz kesimlerin katımının sağlanmasını amaçlamaktayız.

  • Trabajo en red: coordinamos esfuerzos con otras organizaciones afines, tanto nacionales como internacionales, para multiplicar los resultados y generar una retroalimentación colectiva.

  • İlişkiler ağı içerisinde çalışma becerisi :  Eylemlerimizi konumuz ile ilgili ulusal ve uluslararası diğer kuruluşlarınki ile koordine etmekteyiz. Böylelikle çalışmalarımızda karşılıklı bir etkileşim ve verimlilik artışı sağlamaktayız.

  • Voluntariado: creemos en el compromiso y el aporte voluntario como medio de transformación social y realización personal.

  • Gönüllülük : Bireysel gelişme ve sosyal değimin, hedeflediğimiz kitlelerin gönüllü şevkli ve inançlı katılım sayesinde sağlanabileceği inancındayız.

  • Soluciones apropiadas: apostamos por aplicar en la ejecución y gestión de nuestros proyectos, las soluciones y tecnologías más apropiadas, eficientes, sostenibles y adaptadas a cada contexto y cultura.

  • Uygun çözümler getirme: Projelerimizin uygulanmasında, toplulukların kültürel özellikleri ile uyum sağlayan, en uygun, etkin ve verimli teknolojik çözümlerin tercih edilmesi yeğlediğimiz yöntemdir.

  • Independencia Política y Religiosa: no nos vinculamos a ningún partido político ni a ningún credo o tendencia religiosa. Tampoco discriminamos a ninguna parte interesada por motivos políticos o religiosos.

  • Dini ve Politik Bağımsızlık : Hiç bir politik parti ya da dini gruba bağlı değiliz. İlişki halinde olduğumuz kitlelere, politik eğilimleri ya da dini  bağlantılarına bağlı olarak farklı biçimde davranmayız.